Geçtiğimiz günler de 4 tane komutanımız emekli olmalarına ramak kalmışken isyan bayraklarını çekip ya da pes edip görevlerinden vazgeçtiler .Açıkçası çok düşündüm hatta Atatürk bile geldi aklıma... Dedim ki Atatürk Atatürk olmadan Mustafa Kemal iken istila ediliyoruz yine acımadan karış karış satılıyoruz diye isyan bayrağını çekip çok değer verdiği görevinden istifa etmemiş miydi? Sayın ordu mensuplarıda ya bu olanları görmek istemedi kalpleri dayanamadı acı gerçeklere sırtlarını döndüler Türk halkına ya da aslında sonun başlangıcını yaşıyoruz .Belki de küllerimizden yine doğarız ne dersiniz...Nutuk atmak istemem ama Büyük Söylevde de yazdığı gibi ''muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.''
Gelgelelim işin aslı ne zamandır başladı ordunun istifaları bu duruma dur deyişleri bize birşeyler söylemeye çalışmaları.
Son dönemde gerçekleşen Genelkurmay Başkanı orgeneral Işık KOŞANER Çankaya Köşkündeki üçlü zirvenin ardından Genelkurmay Karargahında yaptığı değerlendirme toplantısının ardından istifa etmişti.Orgeneral Işık KOŞANER son dönemimizde istifa eden üçüncü genelkurmay başkanı oldu.Bu bilgiyi verme sebebim birazcık düşünmemiz sorgulamamız aslında.NEDEN??? Neden istifa etti Sayın Koşaner ve bu neyin başlangıcı oldu? Neye tepkiydi? Sayın KOŞANER'den sonra Kara Kuvvetleri Komutanı Erdal Ceylanoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eşref Uğur Yiğit ve Hava Kuvvetleri Komutanı Hasan Aksay'ın da istifalarının haberlerini aldık.Neler oluyordu aslında ?
Aslında bunu yazmak pek içimden geçmiyordu fakat Ahmet ALTAN'ın bir yazısında'' ikitidar halkın eline geçiyor '' demişti Ergenekon ve Ordu başlıklı yazısında .Anlamadığım ne biliyor musunuz ya çok zengin olmak gerekiyor ya da çok fakir ve malesef eğitimsiz. İkisinide kötülemiyorum sakın ha yanlış anlamayın ben ne diyorum aslında biliyor musunuz halk çok zengin ve tekrar yineleyerek malesef çok fakir ve eğitimsiz halktan mı oluşuyor yani aş isteyene aş verip oyu almak basit eee bide parası finansı olan adamın cebindeki parayıda tutmak önemli bu da bir oy alma şekli. beni ilgilendirmez açıkcası oy planlamaları ben ordunun zamanında yanında olan kurum ve kuruluşların kişilerin orduyu şu son dönemde kötülemesine ve iyiden iyiye eleştirmesine taktım bu ordu hep bu orduydu ne değişti ben diyeyim ne değiştiğini zaman ve iktidar değişti dengeler değişti yani .
Sayın Başbakan'' iktidara geldiğimizde orduyu tasviye edeceğiz'' demişti ya sanırım bunu gerçekleştirmek için elinden geleni ardına koymamış.
gelin bakalım şimdi Ergenekon soruşturmasıyla uygunsuz bir şekilde gözaltına alınan ve yıllarını hatta hayatlarını vatana vermiş sayın askerlerimize:
Emekli orgeneral Hurşit Tolon
ADD Genel Başkanı Orgeneral Şener Eruygur
Emekli Tuğamiral İlker Güven
Emekli Albay Hasan Atilla Uğur
Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz
Emekli Tuğgeneral Veli Küçük
Emekli Kurmay Albay Mehmet Fikri Karadağ
Emekli Binbaşı Zekeriya Öztürk
Emekli Astsubay Oktay Yıldırım
Emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin
Emekli Astsubay Mahmut Öztürk
Emekli Binbaşı Fikret Emek
Emekli Yüzbaşı Gazi Güder
Şimdi bu insanlar zamanında vatan seviyorlardı ama aslında sevmiyorlar mıymış ?Kimi kandırıyoruz ya yapmayın arkadaşlar yapmayın .Tek dayanağımızdan da şüphe ettirirlerse neye sırtımıza yaslayacağız neye güvenip geceleri rahat uyuyacağız.Yapmayın oyuna da gelmeyin gerçekten...
İstifalar neden mi dersiniz bence ATATÜRK gibi .sanırım bu gidişata dayanamadılar ordunun küçük düşürülmeye ve hiçbir hukuki ve vicdani gerekçelere uygun olmadan tutuklanan silah arkadaşlarının yanında olmak istediler .Sayın KOŞANER zaten veda konuşmasında çok güzel dile getirdi. "Şu anda 173‘ü muvazzaf, 77‘si emekli olmak üzere 250 general-amiral, subay, astsubay ve uzman jandarma çavuş, hürriyetlerinden yoksun olarak tutuklu bulunmaktadır. Tutuklamaların evrensel hukuk kaidelerine, hakka, adalete ve vicdani değerlere uygun olarak yapıldığını kabul etmek, bir çok hukukçunun da ifade ettiği gibi, mümkün değildir. Bu durum, bir çok defa yetkili makamlara iletilmesine, anlatılmasına ve takip edilmesine rağmen soruna yasal çerçevede bir çözüm bulunması mümkün olmamıştır. Haklarında henüz hiç bir kesin yargı kararı olmamasına rağmen tutuklu bulunan 14 general-amiral ile 58 albay, hürriyetlerinin tehdit edilmesinin yanı sıra mevcut yasalarımız gereğince bu yıl yapılacak Yüksek Askeri Şura‘da değerlendirmeye girme hakkını kaybetmiş ve peşinen cezalandırılmıştır. Soruşturma ve uzun süreli tutuklamaların bir amacının da TSK‘nın sürekli gündemde tutularak kamuoyunda bir suç teşkilatı olduğu izleniminin yaratılmaya çalışıldığı, bunu fırsat bilen yanlı medyanın da her türlü yalan haber, iftira ve suçlamalarla yüce ulusumuzu kendi silahlı kuvvetlerine karşı tavır almaya teşvik ettiği dikkatlerden kaçmamaktadır. Bu durumun önlenememesi ve yetkili makamlar nezdinde yapılan girişimlerin dikkate alınmaması Genelkurmay Başkanı olarak personelimin hak ve hukukunu koruma sorumluluğumu yerine getirmeme engel olduğundan, işgal ettiğim bu yüce makamda göreve devam etme imkanını ortadan kaldırmıştır. Şartlar ne olursa olsun TSK‘nın kahraman mensuplarının kutsal görevlerinde bundan önce olduğu gibi bundan sonra da üstün disiplin, cesaret ve fedakarlıkla başarıya ulaşacaklarına olan kesin inancımı bir kez daha güvenle ifade ederken, TSK‘nın tüm mensuplarına sağlık ve esenlikler dilerim".
Komutanım umarım gerçekten sağlıklı bir TSK kalır ve umarım aslında bu gemiyi terketmemişsinizdir.
BEGÜM DEMİRCİOĞLU
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder